home icon ile ilgili görsel sonucu

Prof. Dr. Özcan UZUN
Psikiyatri Uzmanı

İlgili resim  gplius[1]  researchgate-logo
     

DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU


Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) toplumun %3-5'ini etkileyen bir gelişim bozukluğu olarak kabul edilir. Bu bozukluk kendini çocukluk çağında dikkatsizlik ve/veya aşırı hareketlilik (hiperaktivite), unutkanlık, tepkilerin kontrolsüzlüğü, dürtüsel tepkiler ve kolayca başka şeylere sapma olarak gösterir.

 

Çocukluk döneminde başlar, ergenlikte şekil değiştirerek devam eder. 4-5 yaşlarında farkedilir. Erkek çocuklarda kızlara oranla daha sık görülür. Erkek çocuklarda genellikte hiperaktivite ve impulsivite belirtiler ön planda iken, kız çocuklarında daha çok dikkat eksikliği belirgindir.
 

DİKKAT EKSİKLİĞİ

Dikkat eksikliği özellikle okul hayatının başlamasıyla belirginleşir. Okul öncesi dönemde de her şeyden çabuk sıkılıp, bıkar, oyuncakları ile kısa bir süre oynadıktan sonra,sıkılıp onları parçalamaya başlayabilirler. Kendilerine verilen, yaşlarına uygun yap-boz oyuncakları, aslına uygun olarak düzenleyemezler. Uzun süre bir TV filmi ya da çizgi filmi izleyemezler. Okulun başlamasıyla birlikte öğrenmeye yönelik ilginin azlığı da dikkati çeker. Ödev yapmayı sevmez, ebeveynleri ve öğretmenin zoruyla ödev yaparlar. Ödevleri yapmak çok zor gelir. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahaneler uydurarak (tuvalete gitme, su içme gibi) sık sık masa başından kalkarlar. Büyüklerini ders çalışırken yanlarında isterler. Başladıkları bir işi bitirmekte zorlanır, bir işi sonuçlandırmadan hemen diğerine geçerler. Kendileriyle konuştuğunuzda sanki sizi dinlemiyormuş izlenimi verirler. Kendilerinden istenen birşeyi, kendilerine birkaç defa söylenildikten sonra yapabilirler.

 

Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Çevresel uyarılarla hemen dikkatleri dağılır. Ders dışı işlerle fazlaca ilgilenir, elinde kalem çevirir, deftere, sıraya birşeyler yazıp, çizmeye kalkar ve başka bir gereçle uğraşıp, dersi takip edemezler. Derste sıkılmaları nedeniyle sınıfın dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergileyebilirler. (derste konuşma,sırayı sallama, arkadaşlarına laf atma, sınıfta ayağa kalkıp su,yiyecek dağıtma ve garip sesler çıkarma gibi). Okuma ve yazma becerileri arkadaşlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Okurken sıkça hatalar yapabilir ve cümlenin sonunda başka sözcükler uydurabilirler. Sınıfta, sokakta sık eşya kaybederler. Öğrenilenleri de çabuk unutabilirler. Kendilerine uygun bir çalışma düzeni ve sistemi geliştiremezler. Okuma ve yazmayı pek sevmezler. Bu sadece ders kitapları için değil diğer hikaye kitapları içinde geçerlidir. Sınavlarda dikkatsizce hatalar yaparlar. Sabırsızlıkları sebebiyle soruları çabuk okuma,yarım yanlış okumalarına yol açar. Böylece iyi bildikleri soruları bile yanlış yanıtlayabilirler. Test sınavlarında aklı karıştıran, çeldirici şıklara kolaylıkla yönelirler. Özellikle ilkokul yıllarında sınav kağıdını herkesten önce vermeye çalışırlar. Sonunda bildiklerinden daha düşük notlar alırlar. Dikkat eksikliği okul öncesi dönemde pek fark edilmeyebilir. Ancak bu çocukların bir kısmı ders dışı işlerde de çabuk sıkılma belirtileri gösterirler.

 

Zeka düzeyi iyi olan ve özel öğrenme güçlüğü olmayan çocuklar ilkokulun 3.ve 4.sınıflarına kadar derslerde sorun yaşamayabilirler. Çalışmadıkları ve dersi iyi izlemedikleri halde notları kötü olmayabilir. Konuların ağırlaşmasıyla birlikte ders başarısızlıkları yaşanmaya başlanır. Ev içinde günlük yapmaları gereken işler konusunda sorumluluk almak istemezler. Genellikle dağınıktırlar ve kurallardan hoşlanmazlar.

 

HİPERAKTİVİTE (Aşırı hareketlilik)

Hiperaktivitede çocuğun hareketliği aşırıdır ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında belirgin farklılık vardır. Genellikle bu çocuklar bir motor tarafından idare ediliyormuş gibi sürekli hareketlidirler. Bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjileri vardır. “Düz duvara tırmanmak” deyimini hak eden davranışlar içindedirler, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koşuşturur ve uyarıları anlamazlar. Sakin bir şeklide oynamayı ve oturmayı beceremezler. Kısa süre otursalar bile elleri ve ayaklarını sürekli sallar, hareket ettirirler. Çok konuşur, iki kişi konuşurken sık sık lafa girerler. Masanın başında oturamaz, dolayısıyla derslerini uygun bir şekilde çalışamazlar.

 

Kıpırtılı olmak, yaşıtlarına göre fazlaca hareketi olmak olarak tanımlanabilir. Erken çocukluk döneminde, ergenlikte görülebilir. Aşırı hareketlilik, kıpırtılık, aşırı ağır hareket etme (hipoaktivite), hareketlerde biraz kontrolsüzlük, sosyal ortamlarda sorun yaşama (ergenlerde); bilinen en bariz belirtileridir.

 

DÜRTÜSELLİK

Sonunu düşünmeden eyleme geçme olarak tanımlanabilir. Sabırsızlık, sırasını beklemekte güçlük çekmek, yönergeleri dinlememek, kuralları sevmezlik, kurallara ve otoriteye karşı gelmek en belirgin belirtileridir. Düşüncelerine göre hareket etmeyi sever ve yeğlerler. Ani öfkelenirler, tehlike ve macerayı severler, riskli eylem ve hareketleri severler. Bu tür davranışlar ergenin sosyal uyumunu bozar. Yetişkin bireyler de ise bu dürtüsellik bastırılsa bile arka planda çok büyük bir rahatsızlık verebilir, bunun sebebi ise dürtüselliğin boyutunun artmasıdır (neredeyse avcı bir hayvan içgüdüsüne yaklaşması

 

TEDAVİ

Tedavi mutlaka bir psikiyatrist tarafından başlanmalı ve kullanıldığı süre boyunca doktoru tarafından yakın takip edilmelidir. En sık kullanılan ilaçlar stimulan dediğimiz Metilfenidat içeren ilaç grubudur. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavine başlanmadan, doktor tarafından ayrıntılı özgeçmiş ve aile öyküsü alınmalı, yine doktor tarafından uygun görülen tetkikler (tam kan tahlili, biyokimya, tiroid hormon testleri, EKG vs. gibi) yaptırılmalıdır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar, davranış kontrolünden ve dikkatten sorumlu olan sistemlerin çalışabilmesi için gerekli olan nörokimyasal maddelerin beyindeki miktarlarını düzenleyerek etki göstermektedir. Böylece çocuğun varsa hiperaktivitesi azalır, dikkat süresi uzar ve harekete geçmeden önce durup düşünme yeteneği artar. Uygun süre ve dozda tedavi gören dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal ve akademik alanda başarılarının arttığı bilinmektedir.Tedavi olmayan çocukların ise depresyona daha yatkın ve alkol ve madde kullanımının fazla olduğunu çalışmalar göstermektedir.

 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinin süresi, hastalığın şiddetine göre ve çocuktan çocuğa değişmektedir. Hareketlilik yaşla birlikte azalma eğilimindedir. Dikkat eksikliği sıklıkla daha uzun bir süre sorun olmaya devam eder ve genellikle ergenlik sonrası azalarak kaybolur. Küçük bir kesimde erişkinlikte de devam eder. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisinin ne kadar süreceği çocuğun ihtiyacına göre belirlenir. Ağırlıklı olarak akademik sorunlar yaşayan çocuklarda okul dönemi ilaç kullanılır, tatillerde kesilir, davranış sorunları ve hiperaktivite fazlaysa tatillerde de devam edilebilir veya başka ilaçlarla desteklenebilir.

 

Okul başlangıç dönemlerinde sorun hala devam ediyorsa ilaç tekrar başlanır, artık ihtiyaç duyulmadığında tedavi sonlandırılır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tedavisi 1-2 yıl da sürebilir, ergenlik sonuna kadar da devam edebilir. Erişkinlikte kullanım daha sınırlıdır.

 

Bu grup ilaçlarda en sık rastlanılan yan etkiler iştahsızlık, uykusuzluk, başağrısı ve karın ağrısı olarak sıralanabilir. Genellikle 1-2 hafta içinde azalarak kaybolurlar. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların %90’ı, stimulan tedavisine yanıt vermekle birlikte, fayda görmeyen ve yan etkileri tolere edemeyen gruplarda atomoksetin, TCA’lar, bupropion, klonidin ve guanfasin içeren ilaçlar kullanılabilmektedir. Yine bu ilaçlar da mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.